Öğrenme Araçları

Mit/Gerçek Sayfaları

Polonya’nın soğuğu ve karlı havası, ölü yakma işlemine engel olacaktı

 

Soykırım Karşıtlarının Söyledikleri:

Kar, rüzgâr ve yağmur, bedenlerin yakılma işlemini yavaşlatacak ya da durduracaktı. Almanların, çatı ya da duvarlar aracılığıyla ızgaraları bu unsurlardan korumak için teşebbüste bulunduğu yönünde hiçbir kanıt yoktur.

Polonya, ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinin ayrı ayrı yaşandığı ılıman bir iklime sahiptir. Yıllık yağış (yağmur ve kar) ortalamaları, ay başına ortalama 4 ilâ 5 santimetre civarındadır. Bundan dolayı, Soykırım karşıtlarının, çok fazla yağmur ya da kar yağışından dolayı toplu yakmaların mümkün olamayacağı iddiaları, iklim koşullarıyla uyuşmamaktadır.
Kuzey doğu Polonya’da, 1942 yılının sonbahar sonu/kış başındaki ve 1943 yılının yaz/ilkbahar aylarındaki havanın nasıl olduğunu tam olarak bilemeyiz. Ancak Almanlar, toplu yakma işlemlerini sürekli biçimde yapmamışlardır. İklim istatistiklerinin gösterdiği gibi, sürenin %20’sinde yağmur ya da kar yağdığını varsayarsak, üç kampta da, öldürülen Yahudilerin cesetlerini yakmak için bir sürü zaman vardır:
  • Sobibor’da, yalnızca günde ortalama 856 ceset yakmaları gerekiyordu.
  • Treblinka’da (son olarak altı kadar ızgaraya sahipti), hiçbir sorun yaşamadan tahmini 750.000 cesedi yakabilmişlerdir.
  • Belzec’te, adli bulgular, üç ızgara kullandıklarını göstermektedir ve uzun zaman içinde operasyonu tamamlayabilmişlerdir. Ancak, keşif ekibi, içlerinde hâlâ yanmamış ceset kalıntılarının bulunduğu çeşitli mezarlar buldu.
Soykırım karşıtlarının, ızgaraların, dış unsurlardan korunması için çatılara gerek duymuş olacakları yönündeki iddialarına gelince, Treblinka’dan kurtulan Yankiel Wiernik, inşasına yardım ettiği yeni gaz odaları da dahil olmak üzere, pek çok binanın ayrıntılarını anlatmakta ama ölü yakma ızgaralarının üzerinde çatı ya da etrafında duvar inşa edildiği konusunda hiç bahsetmemektedir. Diğer tanıklar, 10 metre yüksekliğe ulaşan alevlerden söz etmektedir. Almanlar, etrafa yayılan sıcak ve devasa ateşlerden dolayı çatıların alev alması riskini göze alacaklar mıydı?
Dahası Almanlar büyük bir telaş içindeydi. Izgaraların etrafında sağlam binalar inşa etmeye vakitleri yoktu. İnşaat işlerini çatılar ve duvarlarla tamamlamak yalnızca bunu uzatacaktı ve belki de imkansız kılacaktı.
Rüzgâr konusuna gelince, Soykırım karşıtları, büyük bir ateşin, ısısının büyük kısmını rüzgâra kaptırdığından, sürenin uzadığını, verimliliği düşürdüğünü ve daha fazla odun ihtiyacı ortaya çıkardığını tartışmaktadır. Ancak rüzgârın, yaklaşık 66 metrekareyi kaplayan ölü yakma ateşleri üzerindeki etkisi biraz daha farklı olacaktır. Alevlerinin 10 metre yükseğe ulaştığı, 420 ile 650 santigrat derece ya da daha yüksek sıcaklığa sahip bir ateş üzerinde esen küçük bir rüzgâr, tıpkı orman yangınlarında olduğu gibi, yalnızca ateşin yayılmasına yardımcı olmak olurdu.
Son bir not olarak belirtmek gerekirse, 2001 yılı boyunca İngiltere’de Şap Hastalığı büyükbaş hayvan nüfusunu etkilemişti. Muhtemelen 6.000.000 kadar büyükbaş hayvanın hemen yok edilmesi ya da gömülmesi gerekliydi. Kimileri gömülürken, kimileri de açık hava odun yığınlarında yakıldı. İngiltere’nin, güneşli ve kuru iklimiyle tanınmamasının yanı sıra, yok etme işlemi konusunda hiçbir haber veya bilimsel ya da resmi rapor, yakma çukurları üstünde çatı veya etrafında duvar olduğundan söz etmemekte ya da bunları göstermemektedir. İşlemin, havadan dolayı büyük ölçüde sekteye uğradığını gösteren hiçbir kanıt yoktur.
Sonuç
  • Kar, yağmur ve rüzgâr (şiddetli olmadıkça ve uzun sürmedikçe), yakma işlemini büyük ölçüde etkilemeyecektir.
  • Sürenin %20’si boyunca yağmur ve kar yağsa bile, cesetler, tanıkların belirttiği süre içinde yine de yakılabilmişlerdir.
  • Çatı ya da ateş duvarları hakkındaki tahminler yalnızca spekülasyondur. Hiçbir biçimde asıl kanıtın yerine geçemez.