Öğrenme Araçları

Mit/Gerçek Sayfaları

Belzec’te Hiçbir Toplu Mezar Yoktur

 

Holokost inkârcılarının söyledikleri:

1977–2000 arasında, Belzec ölüm kampında 33 toplu mezarın bulunduğu ve haritalandırıldığı kazılarda, yalnızca bütün insan cesedi kalıntılarına ait izler ortaya çıkarılmıştır. Bu izler, bir kitle katliam programında değil, Doğuya sürülen az sayıda Yahudi’nin hastalık ve çetin şartlar altında ölümü sonucunda oluşmuştur.

Mattogno bu az sayıda cesedin sadece “Yahudilere karşı çok sert bir Alman tutumuna” işaret eden “yeniden yerleştirme politikasını” gösterdiğini iddia etmektedir.

Belzec’teki toplu mezarların varlığı hakkında neler biliyoruz?

1945 Polonya araştırması
1946’da, Zamosc bölge mahkemesinin Bölgesel Soruşturma Hâkimi Czeslaw Godzieszewks, Belzec’teki topraklarda yaptıkları araştırmayla ilgili bir rapor sunmuştur. Komisyon yaklaşık 10 metre (33 fit) uzunluğunda, 8 metre (26 fit) derinliğinde 9 çukur kazmıştır. Bu çukurlarda metrelerce kalınlıkta insan külü katmanları, insan vücutlarına ait yanmış kalıntılar, vücut parçaları, kadın saçları ve yanmamış insan kemikleri bulunmuştur. Sadece 8 metre (26 fit) derinliğindeki tek bir çukurda 3 metre (yaklaşık 10 fit) kalınlığında bir insan külü katmanı bulunmuştur.
Kola araştırması
1997-2000 arasında, arkeologlar, tarihçiler ve haritacılardan oluşan uzman bir ekip tüm kamp alanını enine boyuna, bilimsel bir şekilde araştırmıştır. Araştırmaya Polonya hükümeti ile ABD Holokost Müzesi tarafından yetki verilmiştir. Polonya’daki Torun Üniversitesinden Profesör Andrzej Kola başkanlığındaki ekip araştırmanın sorumluluğunu üstüne almıştır, çünkü Belzec’teki anıtın yenilenmesi gerekiyordu ve yeni anıt alanını tasarlayıp inşa ederlerken toplu mezarların bozulmasını istemiyorlardı. Kola’nın ekibi tüm kamp alanında bir ağ halinde 5 metrelik (16,5 fit) aralıklarla 6 metreyi (20 fit) bulan derinlikte 2.001 delik açmıştır. İnsan kalıntıları içeren toprak örnekleri bir laboratuarda analiz edilmiş ve ölülere saygıdan dolayı tekrar yerine götürülüp çıkarıldığı yere konmuştur. Kola araştırması, Belzec’in “parça parça mezarlardan oluşan büyük bir toplu mezar olduğunu ortaya çıkarmıştır.” Toplam hacmi yaklaşık 21.300 metre küp (veya yaklaşık 752.202 fit küp) olan 33 toplu mezar bulunmuş ve ölçülmüştür.
Kola’nın raporu Lehçe yazılmıştır ancak aşağıdaki adreste bazı kısımlarının İngilizce çevirisi okunabilir, bölgede bulunan toplu mezarların ayrıntılı haritaları ve toplu mezarların boyutlarının ve içeriğinin titiz şekilde yapılmış çizimleri görülebilir: http://holocaustcontroversies.blogspot.com/2006/05/carlo-mattogno-on-belzec.html.

Mattogno’nun iddialarıyla ilgili gerçekler

İddia 1: Mezarlarda sadece “az sayıda” yanmamış ceset vardır.

Mattogno, Kola tarafından bulunan 33 toplu mezardan yalnızca 3, 10 ve 20 numaralı mezarlarda en altta yanmamış cesetlerden ince bir katman olduğunu iddia etmektedir. "Çıkarılabilecek tek geçerli sonucun” “sadece orada burada bazı cesetlerin bulunduğu” toplamda “en fazla birkaç yüz ceset olabileceği” kararına varmaktadır.
Mattogno’nun okuyucuya söylemedikleri şunlardır:
  • 3 numaralı mezar 16 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğinde, 5 metre derinliğindedir (yaklaşık 52 x 50 x 16 fit.)
  • 10 numaralı mezar 24 metre uzunluğunda, 18 metre genişliğinde, 5 metre derinliğindedir (yaklaşık 78 x 59 x 16 fit.)
  • 20 numaralı mezar mevcut kamp sınırlarının dışına taşmaktadır ve dolayısıyla tam olarak ölçülememiştir. Ölçülebilen kısım 26 metre uzunluğunda, 11 metre genişliğinde, 5 metre derinliğindedir (85 x 36 x 16 fit).
Almanların ağır kazı makineleriyle bu kadar büyük ve derin (yaklaşık iki katlı ev boyunda) çukurlar açıp, üzerlerini kapatmadan önce sadece her birinin en altına birkaç kat ceset koyduklarına inanmak saçmadır.
  • Bundan daha da aldatıcı olan, Mattogno’nun 1, 4, 13, 25, 27, 28 ve 32 numaralı mezarlarda da yanmamış ceset kalıntıları bulunduğundan bahsetmemesidir.
Yani, Mattogno bütün insan cesedi kalıntısı içeren 10 mezardan sadece 3’ünden bahsetmektedir.

İddia 2: Toplu mezarlardaki kül ve kemik kalıntılarının miktarı çok azdır.

Mezarlarda çok miktarda insan külü veya kemik ya da diş kalıntısı olmaması ya da en azından çok az olması, Holokost inkârcılarının “transit kampı” teorisi için de çok uygundur. Dolayısıyla, Mattogno’nun mezarların “sadece çok ince bir katman kum ve kül” ihtiva ettiği ve bunun da “ 600.000 cesedin yakılması olayıyla tamamen çeliştiği” yolundaki iddiası şaşırtıcı olmamalıdır.
Ancak Mattogno yanılmaktadır: mezarlardaki kül ve kemik katmanları hiç de “çok ince” değildir. Burada bazı örnekler verilmiştir.
  • 5 numaralı mezarda “yanmış insan kemiği parçaları o kadar yoğun sıkışmıştır ki, delme makinesi daha ileri gidememiştir.” Mezar 32 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde, 4,5 metre derinliğindedir (yaklaşık 105 x 33 x 15 fit).
  • 6 numaralı mezar 30 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde, 4 metre derinliğindedir (yaklaşık 99 x 33 x 13 fit). “Kömürleşmiş odun ve yanmış insan kemiği parçaları içermektedir. Mezarın doğu ucunda, toprak yanmış ve yanmamış insan kemiği parçaları içeren gri renkli bir kumla örtülüdür.”
  • 3, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32 ve 33 numaralı mezarların tümünde yanmış insan kemiği parçaları, insan külleri ve kömürleşmiş odun bulunmaktadır.
  • 14 numaralı mezar kamptaki en büyük mezardır. “5 metre derinliğe kadar, gri renkli, kumlu bir toprakla karışık, yanmış insan kemiği parçaları ve kömürleşmiş odun parçaları” bulunmaktadır. Bu derinlik yaklaşık 16 fittir. Mattogno’nun istediği derinlik ne olursa olsun, 5 metre (16 fit) kalınlığındaki bir kül katmanı “ince bir katman” değildir.
  • Kül ve kemik kalıntıları sadece mezarlarda da değildir. Kola’nın ekibi bunları toplu mezarların yüzeyinde de kumla karışık ve dağınık halde bulmuştur. Çıplak gözle bugün bile görülebilmektedir.
Yukarıdaki gerçekler Mattogno’nın Belzec’in bir transit kamp olduğu yolundaki teorisini yıkmakta ve bunlardan neden hiç bahsetmediğini de açıklamaktadır.

Sonuç

Mattogno’nun “transit kamp” teorisine uyarlamak üzere yanmamış ceset sayısını “en fazla birkaç yüze”, küller ve kemikleri “ince bir katmana” indirgeme çabası boşunadır ve dürüstçe değildir. Mattogno bunu yaparken çarpıtmalara, atlamalara ve yalanlara başvurmaktadır.
Gerçekler, 60 yıl arayla yapılan iki ayrı araştırmada 450.000 Yahudi erkek, kadın ve çocuğun cesetlerine ait kalıntıların Belzec’te gömüldüğünü ortaya çıkardığını göstermektedir. Bu insanların ölümü sadece sürgün sırasında hastalık veya çetin koşullardan olmamış, Almanlar tarafından yapılan sistemli bir kitle katliamı seferi kapsamında gerçekleşmiştir.
Ancak Mattogno bir şeyi doğru ifade etmiştir: Belzec’de öldürülen Yahudi erkekler, kadınlar ve çocuklar kendilerine yönelik “çok sert bir Alman tutumunun” kurbanları olmuştur.