Öğrenme Araçları

Mit/Gerçek Sayfaları

Auschwitz ve Gaz Odaları

Auschwitz “Gaz Odaları” aslında hava saldırısı sığınaklarıydı

İDDİA:Holokost inkarcıları Auschwitz'deki binaların gaz odası değil; hava saldırısı sığınakları olduğunu söylüyor. 1997'de Illinois'deki Northwestern Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği bölümdeki profesör Arthur Butz Birkenau'daki 2 ve 3 Krematoryumlarının "hava saldırıları için uygun yerler olduğunu ve Auschwitz'de daha iyi bir seçeneğin bulunmadığını” iddia etti.

YANIT: Ancak gaz odaları için sipariş edilen ve kullanılan materyallerin daha yakından incelenmesi ve Birkenau'daki gaz odaları ile SS barakaları arasındaki uzaklık inkarcıların iddialarının haksızlığını ortaya koymaktadır.

Gaz odalarının tavanlarında delik yoktu

İDDİA: Holokost inkarcıları “Delik yoktu; demek ki Holokost da yoktu!” diyor. Onları “mantığı” şu yönde: Çatılarda delik olmadığına göre demek ki bu binalar gaz odası değil; dolayısıyla Auschwitz de bir imha kampı değil. Auschwitz imha kampı değilse; Holokost yapılmıştır da denilemez.

YANIT: Ancak Auschwitz-Birkenau'daki gaz odasından alınan deliller mevcuttur. Krematoryum 2 ve 3 gaz odalarının tavanlarında Zyklon-B verilmesi için delikler vardı. Görgü tanıkları ve fotoğraf delilleri deliklerin varlığını doğruluyor; ancak son zamanlarda deliklerin yerini tam olarak gösteren bir çalışma yapıldı.

Çelik hasır giriş kolonları olmadan, Zyklon-B'nin gaz odalarına verilmesi olanaksızdı

İDDİA: Holokost inkarcıları bugün gaz odalarının çatılarında delikler olduğuna dair herhangi bir kanıtın olmadığını iddia ediyor. Tarihi Değerlendirme Vakfı'ndan Brian Renk bugüne kadar kimsenin “bu bölgede deliklerden Zyklon-B verildiğine ya da kampın hacimli dizayn ve yapı kayıtlarına atfen fiziki delil bulamadı.”

YANIT: Çelik hasır giriş kolonları bugün bulunamıyor olsa da, (hem failler hem de sağ kalan) görgü tanıklarının ifadeleri ve sütunları envanter olarak listeleyen, günümüze kadar ulaşan Alman belgeleri varlıklarını teyit ediyor.

AUSCHWITZ I’DEKİ KREMATORYUM SAHTEDİR

İDDİA: Holokost inkarcıları Auschwitz Müzesi çalışanlarının Auschwitz I'deki (Ana Kamp) gaz odalarının sahteliğini kabul ettiklerini belirtiyor. Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving bu konuda şunları yazdı: ". . . L'Express [Fransız gazetesi] Auschwitz'de turistlere gösterilen gaz odalarının savaştan üç yıl sonra Polonyalı Komünistler tarafından inşa ettirildiğini kabul etti.  

YANIT: Ancak; Ana Kamp'taki Krematoryum 1 “sahte” değil Auschwitz kamp kompleksindeki bütün gaz odaları ve krematoryumların anısına sembolik anlam taşıması için restore edilmiş bir alan.

Auschwitz-Birkenau ölüm merkezi değildi

İDDİA: Holokost inkarcıları Auschwitz-Birkenau'nun ölüm merkezi olmadığını söylüyor. Auschwitz Ölüm Kayıtlarındaki ölüm belgelerinde yalnızca toplam 69.000 kişinin ismi vardı; hepsi de doğal nedenlerden dolayı ölmüştü.

YANIT: Auschwitz Ölüm Kayıtları'nda yalnızca 69.000 ölüm var; çünkü 900.000'den fazla kadın, erkek ve çocuk kayıt edilmeden vagonlardan indirildikten sonra doğrudan Auschwitz gaz odalarına gönderildi.

Bilimsel testler “Gaz Odaları”nın olmadığını kanıtlıyor

İDDİA: Holokost inkarcıları Auschwitz'deki gaz odalarının olmadığının “tarafsız bilim” olarak öne sürdükleri Leuchter Raporu ile kanıtlandığını iddia ediyor. Raporun girişinde İngiliz Holokost inkarcısı David Irving şöyle diyor: “Tarihin yazdıkları dışında, kimya kesin bir bilim dalıdır… Gerçekten hayret verici rakamlar bu raporda açıklanıyor… Kampın meşhur gaz odalarında… [HCN Hidrosiyanik asit] izine rastlanmadı… Tekrar ediyorum, adli kimya kesin bir bilim dalıdır.

YANIT: Irving ve Leuchter'in tarafsız gerçeklik iddialarına karşın Leuchter Raporu "kesin bilim raporu değildir." "Önemsiz izler”in yıllar sonra bile gaz odalarının yıkıntıları arasında bulunması Auschwitz-Birkenau'da gaz odaları OLDUĞUNUN kanıtıdır.

Hitler hiçbir zaman Holokost emri vermedi

İDDİA: Holokost inkarcıları Adolf Hitler'in “Nihai Çözüm” yetkisi verdiği herhangi bir emrin bulunmadığını belirtiyor. Hitler en üst düzey yönetici olarak diğer emirleri imzalıyordu; ancak Yahudilerin imha edilmesi yönünde bir emir hiçbir zaman verilmedi. Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving Hitler'in Savaşı (1991) isimli kitabının girişinde “savaş zamanına ait Hitler'in örneğin Auschwitz hakkında ne bildiğini açıkça gösteren belge için bin pound” teklif etti. İnternet sitesinde Nihai Çözüm için emir vermesi bir yana, Hitler'in Auschwitz'ten (Holokost) haberdar olduğunu ortaya koyan savaş zamanına ait kanıt için ödenecek 1000 $'lık ödüle başvuru olmadığını ifade etmiştir.

YANIT: Holokost diye isimlendirdiğimiz ölüm kampanyalarını başlattığına dair Hitler'in imzaladığı herhangi bir belge mevcut değilse de, tarihçiler Nazi hiyerarşisinin bütün sınıflarından toplanan delillerin biraraya getirilmesinin her noktada Hitler'in suça iştirak ettiğini göstermektedir.

Fırın Kapasitesi

Arıza ve Bakım Nazilerin ceset yakma işlemini yavaşlatmıştır

İDDİA: Holokost inkarcıları Auschwitz-Birkenau'daki ocakların arızalanmadan gece gündüz çalışmasının imkansız olduğunu belirtiyor. Ocakların uzun süre arıza ve bakım nedeniyle kullanım dışı olduğu iddiasında bulunuyorlar.

YANIT: Ocaklar arızalandı ve bakım yapılması gerekti. Almanlar bazı ocakların kullanılmamasına karar verdi; diğer ocaklarsa esirlerin ayaklanması esnasında yıkıldı. Ancak krematoryumda daha fazla cesedin yakılması mümkün olmadığında, Almanlar tek seferde binlerce ceset yakmak için açık hava çukurlarını kullandı.

Auschwitz'deki krematoryum ocaklarında 1,1 milyon Yahudi yakılmış olamaz

İDDİA: Holokost inkarcıları Auschwitz'deki krematoryum ocaklarında kampta öldürüldüğü varsayılan 1,1 milyon Yahudi'nin yakılmış olamayacağını söylüyor. Her şey bir yana bir krematoryum ocağında tek bir cesedin yakılmasının bile saatler aldığını iddia ediyorlar. Leuchter Raporu'nda, Fred Leuchter modern krematoryum ocaklarında bir cesedin 1,25 saatte, başka bir deyişle 19,2 cesedin 24 saatte yakıldığından hareketle Auschwitz-Birkenau kampında "yalnızca" 82.092 cesedin yakılmış olabileceğini belirtiyor.

YANIT: Ancak Auschwitz'deki yetkililer ölülere saygı duymuyordu ve ölü yakma işleminin kurallarına da riayet etmediler. Ateşi körüklemek için yeni cesetler atarak, tek seferde birden fazla ceset yaktılar. Dolayısıyla Auschwitz-Birkenau'da bu kadar çok cesedin yakılmış olamayacağına ilişkin duruma delil olarak modern ölü yakma işlemine atıfta bulunmak doğru değildir.

Auschwitz-Birkenau'da 1.000.000'den fazla cesedi yakmak için yeterli kömür yoktu

İDDİA: Holokost inkarcıları Auschwitz-Birkenau'daki krematoryumlarda hiçbir zaman 1 milyondan fazla cesedi yakacak kadar kömür olmadığını söylüyor. Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving, Londra'da Profesör Deborah Lipstadt'a karşı iftira davasının 2000 mahkemesinde bir cesedin yakılması için gereken kömür miktarıyla ilgili bir noktaya değindi. Auschwitz konusunda uzman Profesör Robert Jan van Pelt'in incelemesi sırasında masaya bir şişe su koyup şu soruyu sordu: “Bu şişelerden birine sığabilecek miktardaki kömürün bir cesedi yakmaya yeteceğine inanıyor musunuz? Söylediğiniz bu mu?”

YANIT: Ancak bizim kayıtlarımızda eksiklikler bulunması nedeniyle, muhtemelen hiçbir zaman Auschwitz'e ne kadar kömür teslimatı yapıldığını ya da yakma işlemi esnasında ne kadar kömüre ihtiyaç duyulduğunu bilemeyeceğiz. Ayrıca birden fazla kişinin aynı anda yakılması, ocakların sürekli kullanımı, alternatif yakıtların ve açık hava yakma çukurlarının kullanılması da soruyu ilgisiz hale getiriyor.

Auschwitz-Birkenau'da açık hava yakma çukurlarının izine rastlanmadı

İDDİA: Auschwitz-Birkenau'da açık hava yakma çukurlarının izine rastlanmadı. İtalyan Holokost inkarcısı Carlo Mattogno Auschwitz-Birkenau'daki ocaklarda 1,1 milyon cesedin yakılmış olamayacağını “kanıtlamak" için yaptığı hesapları karıştırdı. Ancak Mattogno ve diğer inkarcıların çabalarının konuyla ilgisi yoktu; çünkü krematoryum ocaklarında yakılamayacak denli çok sayıda ceset olduğu açıkça görülüyordu; cesetler açık hava çukurlarında yakıldı.

YANIT: Tarihi deliller Auschwitz-Birkenau'daki kullanılabilir ocaklar ceset yükünü kaldırmadığında, açık hava yakma çukurları kullanıldığını gösterir. Havadan ve yerden çekilmiş fotoğraflar açık hava çukurlarındaki yakma işlemini göstermekte ve görgü tanıklarının ifadeleri de bunu desteklemektedir.

Birkenau'daki ocakların kapasitesini anlatacak hakiki belge bulunmuyor

İDDİA: Birkenau'daki ocakların kapasitesini anlatacak hakiki belge bulunmuyor.

YANIT: Holoskost inkarcıları ocak kapasitesiyle ilgili Almanların kendi hazırladıkları belgeleri reddediyor. Bu ilgili delilleri sahte olmakla itham ediyorlar.

Anne Frank

ANNE FRANK'IN GÜNLÜĞÜ SAHTEDİR

İDDİA: Holokost inkarcıları Anne Frank'in günlüğünün babası Otto Frank tarafından yazılan sahte bir belge olduğunu iddia ediyor. Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving “roman” olduğunu iddia ediyor. Irving ayrıca küçük bir kızın nasıl bu kadar “olgun şeyler” yazabildiğini merak ediyor. Günlükle ilgili beyanlarına karşın Irving günlüğü hiçbir zaman baştan sona okumadığını, hayatın bunun için çok kısa olduğunu söyledi.

YANIT: Ancak Anne'in kullandığı defterlerin, yaprakların ve mürekkebin test edilmesi bu materyallerin hepsinin o zamanlarda kullanıldığını ortaya koydu. Ayrıca günlükteki el yazısı ve harflerin kullanımı Anne Frank tarafından yazıldığı bilinen diğer belgelerle aynıdır. Otto Frank yayınlanmış günlükten bazı çok kişisel öğeleri çıkarmış olsa da; kızının yazdıklarına sadık kaldı. Son olarak günlüğün bu kadar küçük bir kız tarafından yazılamayacağı iddiası da mantıklı değil. Anne saklanarak geçirdiği 25 ayda değişmiş ve onunla birlikte yazdıkları da değişmiştir.

ANNE FRANK'İN GÜNLÜĞÜ MÜREKKEPLE YAZILMIŞTIR

İDDİA: Ünlü Holokost inkarcısı David Irving Anne'in günlüğündeki bazı bölümlerin 1950'lilerin başlarına kadar çok kullanılmayan tükenmez kalemle yazıldığını ifade etti.

YANIT: Ancak Anne günlüğünün büyük bir kısmını dolma kalemle yazmıştır. Günlükteki tek tükenmez kalem izi başkası tarafından yazılmış olup; sayfaların bir araya getirilmesi sürecinde numaralandırma için kullanılmıştır.

FRANK AİLESİNİN MÜŞTEMİLATTA YAŞAMASI OLANAKSIZ

İDDİA: 1982'de Fransız Holokost inkarcısı Robert Faurisson Gizli Müştemilat'ta saklanmanın olanaksız olduğunu iddia etti. Ayrıca günlüğün hiçbir şekilde “gerçek olamayacağını”; “ edebi hırsızlık olduğunu” ve “ halihazırda dolu olan sahte anılar kitaplığına koyulması gerektiği” iddiasında bulundu.

YANIT: Gizli Müştemilat'ta yaşam zordu ancak olanaksız değildi. Müştemilat'ta kalanların 25 aylık sürede yakalanmaktan kıl payı kurtulduğu zamanlar da oldu; ancak sessiz olmaya ve binada insanlar varken dış dünyaya içeride birileri olduğuna dair yaşam işareti vermemeye dikkat ettiler.

Kristal Gece

Adolf Hitler Kristal Gece pogromundan haberdar değildi ve izin vermedi

İDDİA: Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving Hitler'in Kristal Gece'den başlayana kadar haberdar olmadığını iddia ediyor. Irving pogromun Hitler'in bilgisi dışında Propaganda Bakanı Josef Goebbels tarafından başlatıldığını ileri sürüyor.

YANIT: Hitler'in Goebbels'le yaptığı toplantılarda ayaklanmalar hakkında konuştuğu gerçeğinden hareketle; Yahudilerin kendileri, mülk ve işlerine daha büyük saldırılar düzenlenmesine izin vermiş olması muhtemeldir.

Hitler Kristal Gece planını öğrendiğinde, pogromu durdurmaya çalıştı

İDDİA: Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving Hitler'in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in başlattığı pogromu öğrenince “öfkeden deliye döndüğünü” ve durdurulması emri verdiğini iddia ediyor.

YANIT: Ne var ki Adolf Hitler pogromu durdurmaya çalışmadı. Goebbels'e pogromu başlatma yetkisini kendisi verdi. Hitler'in yakın çevresindeki diğer Nazi yetkilileri ve altları gece boyunca pogromun en iyi nasıl “durdurulamayacağına” dair açıklayıcı emirler verdiler.

Kristal Gece failleri ceza mahkemelerinde gerekli şekilde cezalandırıldılar

İDDİA: Holokost inkarcıları, Kristal Gece pogromu sırasında kundakçılık, cinayet ve yağma suçlarına karışan faillerin ceza mahkemelerinde gerekli şekilde cezalandırıldığını söylüyor. Onlara göre bu Nazi rejiminin pogromu başlatmadığının veya onaylamadığının göstergesi. Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu iddia edilen Nazi partisi başkanı ve Hitler'in yakın çevresindeki Rudolf Hess'in Gestapo ve parti mahkemesinin “bu gecenin kaynağının bulunması ve suçluların savcılara sevk edilmesi emrini verdiğini” iddia ediyor.

YANIT: Irving gibi inkarcılar ciddi suçlara bulaşan herkesin ceza mahkemelerinde gerektiği şekilde yargılandığına inanmamızı istiyor; ancak bu doğru değil. Aslında Nazi liderleri suçluların büyük bir kısmının yargılanmasını önledi. Yalnızca iki erkek Nazilerin iğrenç addettiği “ırk karıştırma” suçundan ceza mahkemesine çıkarıldı. Yahudilerin cinayeti de dahil olmak üzere diğer suçların hepsi affedildi ya da görmezden gelindi.

Kristal Gece pogromuna “Uluslararası Yahudilik” yol açtı

İDDİA: Holokost inkarcıları Herschel Grynszpan'ın Ernst vom Rath'ın suikastının “Uluslararası Yahudi Cemiyeti” tarafından finanse edildiğini ve daha sonra Kristal Gece pogromu için bahane olarak kullanıldığını iddia ediyor. “Uluslararası Yahudi Cemiyeti” pogromu Alman hükümetini zor durumda bırakmak ve özellikle de Filistin'in Yahudi göçü için kapıları açmasını sağlamak adına uluslararası arenada sempati kazanmak için yaptı. Alman Holokost inkarcısı Ingrid Weckert önde gelen Nazi liderlerinin hiçbirinin sorumluluk taşımadığını ve Kristal Gece'nin Fransız Yahudi savunma örgütü Uluslararası Anti Semitizm Karşıtı Cemiyet (International League Against Anti-Semitism ya da kısaca LICA) tarafından düzenlendiğini söyleyecek kadar ileri gitti.

YANIT: Ancak Hershel Grynszpan "Uluslararası Yahudi Cemiyeti” ya da LICA tarafından desteklenmiyordu. Silahı kendi parasıyla aldı ve elçiliğe giderek vom Roth'u kendi başına vurdu. İlk avukatı akrabalarının isteği üzerine LICA tarafından atandı ve parası Amerika Birleşik Devletleri'ndeki fonlardan biri ile ödendi. "Uluslararası Yahudi Cemiyeti” Almanya'daki pogromu başlatmak için “provokatörler” göndermedi. Hitler'in isteği üzerine Goebbels tarafından başlatıldı ve altlarındaki Gauleiter ve Stormtrooper tarafından uygulandı.

Kristal Gecedeki şiddet ve zarar sempati kazanmak adına Yahudilerin kendisi tarafından abartılıyor

İDDİA: Holokost inkarcıları Kristal Gece pogromundaki taciz ve ölü sayısının sempati kazanmak adına Yahudiler tarafından abartıldığını söylüyor. Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving Yahudilerin çektiği acıyı en aza indirmek için Yahudi ölümlerini, vahşi saldırıları ve Yahudi mülkleri üzerindeki yıkımı küçümsüyor.

YANIT: Ne var ki 9-10 Kasım 1938’de yüzlerce sinagog yakıldı, Yahudilere ait binlerce ev ve işyeri yıkıldı; en az 91 Yahudi öldürüldü ve bir o kadar Yahudi de tacize uğradı ve ağır yaralandı. 20.000'den fazla Yahudi erkek tutuklanarak kötü muameleye uğradıkları ve tedhiş edildikleri toplama kamplarına götürüldü.

Dresden

Dresden askeri ya da ticari önemi olmayan savunmasız bir kültür kentiydi

İDDİA: Holokost inkarcıları Dresden'in Müttefikler tarafından bombalanmasının savaş suçu ve gaddarlık olduğunu; çünkü Dresden'in askeri ya da ticari önemi olmayan savunmasız bir kültür kenti olduğunu söylüyor.

YANIT: Ancak Dresden meşru bir askeri hedefti. Çünkü tren yollarının önemli bir kesişme noktası; dolayısıyla askeri trafik içinde önemli bir ulaşım noktasıydı.

Dresden hava saldırısında 250.000 kişi öldü

İDDİA: Londra'daki Yüksek Mahkeme tarafından Holokost inkarcısı, ırkçı ve Yahudi düşmanı olduğu ilan edilen David Irving kitaplarında ve konuşmalarında pek çok farklı ölü sayısı verdi. Verdiği rakamlar 100.000 ila 250.000 kişi arasındaydı. Dresden ve Auschwitz arasında bir benzerlik kuruyor. Kasım 1991'deki bir televizyon röportajında Irving Auschwitz'de 25.000 kişinin öldürüldüğünü; ancak “bir gecede Dresden'dekinden beş kat fazla insan öldürdük.” diyerek Auschwitz ve Dresden'i karşılaştırdı.

YANIT: Ancak kesin araştırma sonuçları Dresden'deki ölü sayısının 25.000 civarında olduğunu gösteriyor. Irving Müttefiklerle Nazi zulümlerini eşit göstermek çabasıyla Auschwitz'deki ölü sayısını en aza indirirken; Dresden'dekini abartıyor. Ne var ki Müttefiklerle ve Nazi zulümleri eşit değildi.

Gerstein Raporu

Gerstein'ın Raporu Sahtedir ve diğer Tüm Görgü Şahitlerinin Tanıklığı Zayıf veya Kusurludur

İDDİA: Gerstein’ın Belzec ve Treblinka’daki toplu gazlama ile ilgili raporu o kadar açık bir şekilde “uydurmacadır” ki hikâyenin tümüne inanılamaz. Hayatta kalan Yahudilerin ve SS faillerin şahitlikleri Gerstein’ın raporundan yola çıkmaktadır ve bu nedenle bunlara da inanılamaz.

YANIT: Güvenilir tarih, tüm kaynaklar ve çalışma hataları ile spekülasyonlar arasında en makul yorumu belirlemek üzere görgü şahitlerine ait kanıtların ve belgesel kanıtların birbiriyle karşılaştırılmasıyla yazılır. Bu olayda, hayatta kalanların ve faillerin kanıtları toplu katliam sürecinin tüm ana noktalarında Gerstein’ın raporunu ve birbirini doğrulamaktadır.

Kurt Gerstein Güvenilmez Bir Şahittir

İDDİA: Yahudilerin Reinhard Operasyonu kamplarındaki gaz odalarında motor egzozu kullanılarak toplu katliamı “hikâyesi”, sadece Belzec’teki toplu gazlamaları izleyen bir SS subayı olan Kurt Gerstein’ın savaş sonrasında verdiği, inandırıcı olmayan ifadelere dayanmaktadır.

YANIT: Erkek, kadın ve çocuk 1,5 milyon Yahudi’nin Belzec, Sobibor ve Treblinka’daki ölümünü örtmek için Holokost inkârcılarının Gerstein’ı ve raporunu ne pahasına olursa olsun çürütmeleri gerekmektedir.

Gerstein Raporu Nürnberg’te Reddedilmiştir

İDDİA: Gerstein raporu o kadar “beceriksiz bir uydurmacadır” ki, 30 Ocak 1946’da Nürnberg’deki Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi’ne bunun Fransızca metni kanıt olarak sunulduğunda, Mahkeme bunu kanıt olarak değerlendirmeyi reddetmiştir.

YANIT: Rassinier, Gerstein’ın raporunun kanıtlığını karalama amacıyla yalan söylemektedir. Hâkimler Gerstein’ın raporunu “reddetmemiştir”. Sözde eksik olan sertifika gösterildiğinde, aynı gün kanıt olarak kayda geçirilmiştir.

Gerstein Raporu Olasılık Dışı İfadelerle Dolu: Bu nedenle bu bir Yalandır

İDDİA: Gerstein’ın raporu o kadar çok saçmalıkla ve olanaksız şeyle dolu ki, raporun tamamının uydurma olduğundan, kabul görmemesi gerekir.

YANIT: Holokost inkârcıları Gerstein’ın itibarını zedelemeyi o kadar çok istemektedir ki, görüşlerin inanılmaz olduğunu göstermek ve kabul görmemesini sağlamak için bulabildikleri her türlü önemsiz noktanın üzerine gitmektedir. Ancak Gerstein’ın hikâyesi kendi elinden olduğu bilinen tüm versiyonlarda, kendi gözleriyle gördüğü konularda oldukça tutarlıdır: Belzec’te gözlemlediği toplu gazlama.

Müttefikler Kurt Gerstein’a Yalan İtirafta Bulunması İçin İşkence Etmiştir

İDDİA: Gerstein’ın ölümüyle ilgili gerçekler ve cesedinin akıbeti meçhuldür.

YANIT: Rassinier, Gerstein’ın görgü şahitliğini lekelemek amacıyla, Müttefikleri sahtecilik, işkence, cinayet ile birlikte olayların örtülmeye çalışıldığı fesat bir entrika çevirmekle itham etmeye çalışarak, okuyucularını Gerstein’ın ölümü konusunda kasıtlı olarak yanlış yönlendirmektedir..

Gaz Kamyonu

Gaz Kamyonları Var Olmadı

İDDİA: Gaz kamyonlarının varlığını kanıtlayan o döneme ait hiçbir belge yoktur. Bu yüzden bunlar var olmamıştır.

YANIT: Weckert yanılmaktadır. Gaz kamyonları var olmuştur. Günümüze ulaşan belgeler, bunların 1941’in sonlarında ve 1942’nin başlarında Berlin’de tasarlandığını, yapıldığını, Yahudilerin ve diğerlerinin toplu katliamında yardımcı olması için Chelmno ölüm kampına ve Doğu’daki Einsatzgruppen birimlerine gönderildiğini göstermektedir.

Gaz Kamyonlarının Varlığını Kanıtlayan Belgeler Sahtedir

İDDİA: Gaz kamyonlarının yapıldığını ve kullanıldığını açıkça ortaya koyan belgeler “inandırıcı değildir” ve kaynakları “şüphelidir”.

YANIT: Gaz kamyonlarıyla ilgili mektuplar “belirsiz” veya “şüpheli” değildir ve uydurulmamıştır. Holokost inkârcıları okuyucularına tüm hikâyeyi anlatmamaktadır. Gaz kamyonlarını tasarlayan, yapan ve kullanan kişilerin tanıklıkları buradaki bilgileri doğrulamaktadır.

Gaz Kamyonlarının Varlığıyla İlgili Görgü Şahitlerinin Tanıklığı Güvenilir Değildir

İDDİA: Chelmno ölüm kampında ve Doğu’da Einsatzgruppen birimleri tarafından gaz kamyonlarının kullanılmasına ilişkin görgü şahitlerinin tanıklığı, savaş sırasında Sovyetler Birliği’ndeki şüpheli duruşmalardan ortaya çıkan söylentilere dayanmaktadır. O “kanıtlar” daha sonra savaş sonrasında Almanya’da yapılan duruşmaları etkilemiştir.

YANIT: Weckert, kendi tezlerini çürüten, her türlü görgü şahidi tanıklığını lekelemek için sıkça kullanılan bir Holokost inkâr yöntemini kullanmaktadır. Görgü şahidi tanıklıklarının geniş metninden bulabildiği küçük, konu dışı örnekleri seçmekte ve ne kadar küçük veya alakasız olursa olsun, tutarsızlık aramak üzere dikkatli şekilde her birini tek tek ele almaktadır. Gerçekte ise, tıpatıp aynı anlatımlar bir yerden duyularak tekrarlanıyor gibi duracağından, küçük tutarsızlıklar görgü şahitlerinin anlatımlarının güvenilirliğine ve belli bir noktada birleşmesine aslında katkıda bulunmaktadır.

Toplu Mezar

Belzec’te Hiçbir Toplu Mezar Yoktur

İDDİA: 1977–2000 arasında, Belzec ölüm kampında 33 toplu mezarın bulunduğu ve haritalandırıldığı kazılarda, yalnızca bütün insan cesedi kalıntılarına ait izler ortaya çıkarılmıştır. Bu izler, bir kitle katliam programında değil, Doğuya sürülen az sayıda Yahudi’nin hastalık ve çetin şartlar altında ölümü sonucunda oluşmuştur.

YANIT: Gerçekler, 60 yıl arayla yapılan iki ayrı araştırmada 450.000 Yahudi erkek, kadın ve çocuğun cesetlerine ait kalıntıların Belzec’te gömüldüğünün ortaya çıkarıldığını göstermektedir. Bu insanların ölümü sadece sürgün sırasında hastalık veya çetin koşullardan olmamış, Almanlar tarafından yapılan sistemli bir kitle katliamı seferi kapsamında gerçekleşmiştir.

Kamplarda Toplu Mezarlar için Yeterli Alan Yoktur

İDDİA: “Treblinka, Belzec ve Sobibor’da sözde 1 milyon 380 bin civarında insan gömülmüştür... Sorun, haritalarda ve modellemelerde bu kadar çok cesedin gömülmesi için yeterli alanın olmamasıdır.”

YANIT: Amerikan Holokost inkârcısı video yapımcısının Treblinka, Belzec ve Sobibor’un transit kampları olup, ölüm kampları olmadığını “kanıtlama” yönündeki nihai amacına ulaşma yolunda yaptığı hesaplamaları kasıtlı olarak abartılmıştır. Elde ettiği sonuçlar hatalı varsayımlara dayanmaktadır ve neticede vardığı sonuçlar yanlıştır.

Tavuk Kümesi Büyüklüğündeki Bir Mezara 80.000 İnsan Gömülemez

İDDİA: Almanların “Rose Bowl’u seyretmeye gelen bir stadyum dolusu insan kadar bir topluluğu” (yaklaşık 80.000 kişi) “tavuk kümesi büyüklüğündeki” bir alana gömmüş olmaları imkânsızdır.

YANIT: Yasal ve güncel adli tıp kanıtları, video yapımcısının Sobibor’daki toplu mezarların sahadaki büyüklüğüyle ilgili olarak yaptığı “tavuk kümesi” benzetmesinin yanlış olduğunu göstermektedir. Gerçekler, hem mezarlar hem de yakma fırınları için yeterli alan olduğu yönündedir.

Treblinka’da Toplu Mezarlar Yoktur

İDDİA: Polonya’daki Treblinka ölüm kampında hiçbir mezar yoktur.

YANIT: Krege’in, Treblinka’daki toprağın bozulmamış olduğu, bundan dolayı da hiçbir toplu mezar bulunmadığı yolundaki tezi yanlıştır. Treblinka’nın bozulmamış toprağı gibi görünen tek bir resim sunmuştur, ancak bu hiçbir şekilde belgelenmemiştir. Gerekli belgeler olmadan resmin Treblinka’da çekildiğine ilişkin herhangi bir kanıtımız olamaz.

Dizel Egzoz

Almanlar Dizel Motoru Yerine Jeneratör Gazı Kullanırdı

İDDİA: Almanlar insanları gaz odalarında ve gaz kamyonlarında öldürmek için, dizel motorların ürettiğinden çok daha fazla karbon monoksit üreten “jeneratör gazı” motorlarını kullanırdı.

YANIT: Uygulamada, jeneratör gazı motorları veya jeneratörler çok tehlikeliydi ve son noktada, hazırda bulunan ve kolayca kullanılan benzinli veya dizel motorlardan daha az verimliydi. Almanlar benzinli veya dizel motorlar yerine jeneratör gazı motorlarını veya jeneratörleri kullanmadığı için 1,5 milyon Yahudi’nin öldürülmesi diye bir şeyin asla olmadığı sonucu çıkarılamaz.

Dizel Egzozu Havasızlıktan Boğulma Yoluyla Öldüremeyecek Kadar Fazla Oksijen İçerir

İDDİA: Dizel motor egzozunda %18 oksijen bulunur, bu nedenle dumana maruz kalan bir insanın havasızlıktan boğularak ölmesi imkânsızdır.

YANIT: Dizel motor egzozuyla bir insanın öldürebilmesindeki temel unsur, havanın karbon monoksit de içeren zehirli bir gaz karışımıyla doldurulmasının yanı sıra, atmosferden de oksijenin çalınmasıdır. İnkârcıların, dizel motor egzozunun her zaman yüzde 18 oksijen içerdiğine kanıt olarak gösterdiği araştırma, motor üreticisinin spesifikasyonlarının biraz dışında çalıştırılmasıyla bunun tam tersinin mümkün olduğunu göstermektedir. Berg, dizel motor egzozunun insanları öldüremeyeceği yolundaki bu beklenen sonuca varmak için kanıtları çarpıtmakta, değiştirmekte ve yok saymaktadır.

Dizel Egzozunda Öldürmeye Yeterli Olacak Miktarda Karbon Monoksit Bulunmaz

İDDİA: Dizel motor egzozu “her zaman” “%1’den daha az karbon monoksit” içerir.

YANIT: Dizel motorların ayarı öldürücü miktarda karbon monoksit üretecek şekilde kolayca değiştirilebilir.

Dizel Motorlar Uygun Öldürme Makineleri Değildi

İDDİA: 1,5 milyon Yahudi’nin öldürülmesinde gaz odalarında dizel motoru egzozunun kullanıldığı ve Polonya’nın güneydoğusundaki Operation Reinhard’da üç ölüm kampında gaz odalarının bulunduğu iddiası “aptalca” ve “inanılmazdır”.

YANIT: Karbon monoksit çok küçük konsantrasyonlarda (yüzde 1’in 4/10’u (%0,4) veya 1.000.000’da 4.000 parça gibi) olsa dahi öldürücüdür. Dizel motorlar benzinli motorlara göre egzozlarından daha az karbon monoksit çıkarsa da, bu dizinin 2. Bölümü’nde göreceğimiz gibi ikisi de aynı derecede öldürücüdür.

Yalnızca Benzinli Motorlar Ölüme Yol Açabilecek Kadar Kirli Çalışır

İDDİA: Amerikalı bir Holokost inkârcısı olan Friedrich Berg’in çalışmalarının sonucunda, “holokost üstatları” “ümitsizdir”, çünkü Operation Reinhard kamplarında dizel motor egzozu kullanılarak 1,5 milyon Yahudi’nin öldürülmesi konusunda ellerinde “çok az” kanıt bulunmaktadır.

YANIT: Holokost inkârcılarının “holokost uzmanlarının”, kendi öne sürdüklerine yanıt olarak yarı yolda ifadelerini değiştirmelerine ilişkin kınadıkları şey aslında sadece daha fazla doğru bilginin su yüzüne çıkmasıyla, tarihi gerçeklerin normal ve gerektiği şekilde düzeltilmesidir.

İs ve Duman İnsanı Öldüremez

İDDİA: Amerikalı bir Holokost inkârcısı olan Friedrich Berg’e göre, dizel egzozundaki siyah duman ve is “. . . kurban edilmek istenenlere son derece rahatsızlık verebilir, ancak onlarda baş ağrısından daha fazla bir şeye neden olmaz.”

YANIT: Dizel motor egzozundaki yoğun duman ve is insanı öldürebilir. Duman ve isin gaz kamyonlarındaki ve odalarındaki tek ölüm nedeni olması yüksek olasılık dâhilinde olmasa da, karbon monoksit, oksijen yetersizliği ve dizel egzozundaki diğer zehirli gazlarla birlikte bunda payı olabilir.

Toplu Yakma

Operation Reinhard Kamplarında Kemiklerin Öğütülebileceği Yeterli Alan Yoktu

İDDİA: Operation Reinhard kamplarındaki imha bölgelerinde kemiklerin öğütülebileceği yeterli alan yoktu. Amerikalı bir Holokost inkârcısı tarafından hazırlanan bir videoda Treblinka ile ilgili olarak şu sorulmaktadır: “San Francisco şehrinin nüfusuna yakın sayıda bir insan topluluğundan geride kalan yanık kalıntılar nerede öğütülüp elekten geçirildi?”

YANIT: Bu konu bu kadar dehşet verici ve korkunç olmasaydı, Amerikalı Holokost inkârcısı video yapımcısının senaryosuna gülünebilirdi. Amerikalı Holokost inkârcısı video yapımcısı yapılanın uygulanamaz olduğunu ilan edebilmek için her şeyi daha karmaşık hale getirmeye yönelik eğilimini zaten göstermiştir. Kemikler bazen makinelerle, bazen de elle ezilmişti. Çok hassas bir şekilde yapılmamıştı ama işe yaramıştı. Belzec’teki toplu mezarlarda bulunanlar bunun yapıldığını göstermektedir.

Alman Nazileri, ölü yakma odun yığınları için özel alaşım raylar kullanacaklardı

İDDİA: Ölü yakma ateşlerinin sıcaklığı, ızgaraların yapımında kullanılan demiryolu raylarını eritecekti

YANIT: Demiryolu rayları üretim sırasında, her tür hava koşulunda, ağır yük taşıyan trenlerin ağırlığına dayanacak biçimde kuvvetlendirilir ve yakma sırasında nadiren erimeleri gerçeği, Almanlar tarafından inşa edilen ızgaraların ürkütücü yeterliliği konusundaki açıklamaları destekler.

Bir sürü bedenin Toplu Yakılması, toplu mezarlara sığmayacak kadar fazla kül ortaya çıkaracaktı

İDDİA: 600.000 bedenin ve bunlar için kullanılan odunların yakılması sonucunda ortaya çıkan kül, “60 demiryolu yük vagonu” büyüklüğündeki bilinen toplu mezarların tamamını dolduracaktı.

YANIT: Senaryoyu canlandırmak için kullanılan amatör deneme, toplu yakımdaki koşulların yakınından bile geçmemektedir ve doğru değerler temel alındığında, ortaya çıkan küller için toplu mezarlarda fazlasıyla yer sağlanacaktı.

Hindu Cenaze Töreni Odun Yığınları Daha İyi Ölü Yakım Araçları Olurdu

İDDİA: Ölü yakma ızgaralarının tasarımı, Hindu cenaze töreni odun yığınlarına benzer olsaydı, “odun çökeldikçe beden de, oduna yakın kalarak çöktüğünden” kalıntılar doğrudan odun üzerinde kalarak daha verimli olacaktı.

YANIT: Aslında Hindu cenaze töreni odun yığınları, yalnızca bir bedenin yakılması için oldukça verimsiz, binlerce gövdenin yakılması için de tamamen elverişsiz bir modeldir.

Polonya’nın soğuğu ve karlı havası, ölü yakma işlemine engel olacaktı

İDDİA: Polonya’daki kar, rüzgâr ve yağmurdan dolayı, ölü yakma ızgaraları verimli biçimde çalışmayacaktı ve Almanların, ölü yakma ızgaralarını, yakma işlemini yavaşlatabilecek ya da tamamen durdurabilecek unsurlardan korumaya yönelik bir teşebbüste bulunduğu konusunda hiçbir kanıt yok.

YANIT: Gerçekte, kampların bulunduğu bölgede Polonya iklimi, yıllık 45 ilâ 60 santimetrelik ortalama yağışa sahip ılıman bir iklimdir. Bu, yağışlı ve rüzgârlı olmayan günlerde yakma işlemini gerçekleştirmek için fazlasıyla yetecek süre sağlar. 10 metre yüksekliğe ulaşan alevlerin ispatıyla birlikte, bulgular, Alman ölü yakma ızgaralarının verimli biçimde çalıştığını göstermektedir.

Yahudi kurbanların bedenleri “kendi kendilerine” yanamazdı

İDDİA: Bedenlerin “odun gibi” yandığını iddia eden tanık açıklamaları yanlıştı: bedenler kendi kendilerine yanamazdı.

YANIT: Her ne kadar bedenler kendi kendilerine tutuşmasalar da, Almanlar, işlemlerinin verimliliğini artırmak için teknikler geliştirmişlerdi. Örneğin besili bedenlerin ve kadınlar gibi fazla yağ içerenlerin daha iyi yandığını görmüş, yanmayı artırmak için bunları yakma ızgarasının alt katmanına koymuşlardı.

Yakılan bu kadar çok kurbana ait dişler nerede

İDDİA: Operation Reinhard’da 1.8 milyon insanın öldürülmesi sonucunda mezar alanlarında 55 milyon diş olması gerekti ancak henüz hiçbir diş bulunamadı.

YANIT: Adli diş hekimleri, bedenleri yakmak için yeterince sıcak olan (750 ile 1150 santigrat derece arasında) ateş içinde kısa bir sürenin sonunda, dişlerin genellikle yok olduğunu ya da ölü yakma ateşlerinin ardından yapılan kemik ezme prosedüründe meydana gelmiş olabileceği gibi, kolayca kırılacak kadar zayıfladığını belirlediler.

Ölü Yakma Izgaralarının Tasarımı Kullanılmadı

İDDİA: Treblinka, Sobibor ve Belzec ölüm kamplarındaki ölü yakma ızgaraları, tasarımları hatalı olduğundan kullanılmadılar.

YANIT: Almanlar, benzin ya da yağ katkılı yakıtla ağzına kadar dolu olan bir çukur üzerinde, beton ve çelik demiryolu raylarından yapılma, ilkel ama çok etkili olan, sabit yükseklikte kocaman ızgaralar inşa etti.

Ölü yakma ateşleri çok fazla odun gerektirecekti: Bölüm 1/2

İDDİA: Belzec, Sobibor ve Treblinka’da bedenleri yakmaya yönelik ölü yakma ateşleri, sözü edilen sayıda cesedi yakmak için akıl almaz miktarda odun gerektirecekti.

YANIT: Aslında, ölü yakma ateşlerinde yakılan cesetlerin yarısı çocuklarla bebeklerdi ve tüm bedenlerin üçte ikisini, yakılan asıl kütleyi oldukça az miktara indirgeyecek biçimde, aylar öncesinde gömülmüş olup mezardan çıkarılan cesetler oluşturuyordu. Bundan dolayı, gereken odun miktarını hesaplamak için karşıtların kullandığı tahminler yanlıştı.

Ölü yakma ateşleri çok fazla odun gerektirecekti: Bölüm 2/2

İDDİA: Belzec’te 600.000 cesedi yakmak için 96.000 ton odun gerekecekti: bunlar nereden temin edildi?

YANIT: Gerekli odun miktarı üzerine, Soykırım karşıtları tarafından kullanılan tahminler açıkça abartılmaktadır ve yakma işlemi için gereken asıl odun miktarı, kamp bölgesinin içinde ve etrafında yok edilen ağaçların miktarıyla uyuşmaktadır.